Hayattan Alıntılar



BU ÜLKEDE HİÇ BİR ZAMAN ÖNLEM ALINMAZ!!!
DEPREM OLUR ALLAH'TAN, GÖÇÜK OLUR ALLAH'TAN.
MÜHENDİSLİK, TEKNOLOJİ, BİLİM HER ZAMAN ŞEYTAN İŞİDİR!!!
KADINLAR OKUTULMAMALI, ERKEKLER KÖLE GİBİ ÇALIŞMALI, AÇ GÖZLÜLER HEYBESİNİ BİRAZ DAHA DOLDURMALIDIR.
CAHİLLİKTEN KURTULMADIĞIMIZ SÜRECE, İNSANA DEĞER VERMEDİĞİMİZ SÜRECE BAŞIMIZ SAĞ OLSUN DEYİNCE BAŞIMIZ SAĞ OLMAYACAK!!!

BU GÜN HALA ÇALIŞAN MADENCİLER BİR KEZ DAHA ÖLÜMÜ KABULLENDİ!!!
TORPİLİ OLMADIĞI İÇİN DOĞUYA GİDEN ÖĞRETMEN, DOKTOR DA ÖLÜMÜ KABULLENDİ!!!!
PARASI OLMADIĞI İÇİN ASKERE GİDEN GENÇ DE ÖLÜMÜ KABULLENDİ!!!
HER AN DEPREM OLACAĞINI BİLE BİLE YIKIK DÖKÜK EVİNDEN ÇIKAMAYAN FAKİR DE ÖLÜMÜ KABULLENDİ!!!
BELİNDE SİLAHI, ARKASINDA DAYISI OLMADAN İHALEYE GİREN MÜHENDİS, MÜTEAHHİT DE ÖLÜMÜ KABULLENDİ
DOĞRUYU YAZAN, ÇİZEN İLE EYLEME GİDEN DE ÖLÜMÜ KABULLENDİ!
ÇOCUK YAŞTA GELİN OLANDA, ÖLÜMÜ KABULLENDİ
ŞİDDET GÖREN, TECAVÜZE UĞRAYAN MAĞDUR DA ÖLÜMÜ KABULLENDİ
HATTA BU ÜLKE DE HASTANEYE GİDEN, YETİMHANEDE YETİŞEN, MAHPUSA DÜŞEN, SIĞINMA EVİNE YADA HUZUR EVİNE MUHTAÇ OLANDA ÖLÜMÜ KABUL ETTİ!!!
BİZ ÖLÜMÜ KABULLENDİK VE ÖLMEKLE BİTMEYİZ!!!

'Bedava kömüre muhtaç bırakıldığını!!! bile anlamayan cahil insanlar!, 1 çuval kömürü kendine hediye edildi diye mutlu olduğu sürece, Ne YAS bitecek, ne FACİA, ne KATLİAM. Çünkü bugün hala çalışan madenciler, çalıştırılan maden ocakları var. Çünkü doymadı AÇ GÖZLÜLER!!! Bu ülkede hiç bir zaman önlem alınmaz!!! ne göçükten sonra ne depremden sonra ne de sel baskınından sonra. Fakir halktan deprem sigortası, işçi güvenliği sigortası, ölü parası, kefen parası adı altında yine vergi toplanır!!! ve bazı gerizekalılar bu vergi ile yol yapıldı sanır. UCUZ ASFALTLI ALTI BOŞ YOLLAR!!!!! Yol köye yapılmaz, dağa, bayıra yapılmaz... Reklam olsun diye en zengin ve kalabalık nüfuslu yerlere yapılır!!! ve adım atmaya yer kalmayan İstanbul da tarih, doğa yok edilerek yol yapılır bunu da köyünde suyu akmayan adam alkışlar!!!

Ağrı ya yapılan hava alanı reklamının Antalya da bir köyde çekilmesi kadar yalan olsa da yapılanlar, biz vicdanlı insanlarız yine de ağlarız. Hep daha iyisini umut eder Allah büyük der susarız. İşte bu yüzden ne gamımız biter ne de yasımız...


http://managra.blogspot.com/2013/11/evlilik-asknz-oldurmesin-istiyorsanz.html

Evlilik Aşkınızı Öldürmesin İstiyorsanız Alışveriş Listesi Hazırlamayın

Uzun zamandır "evlilik aşkı öldürür" mü ve bir ilişki acaba nasıl ilk günkü kadar heyecanlı yaşanılabilir? gibi sorulara yanıt olacak uzun uzun bir yazı yazmaktaydım. Fakat değinilmesi gereken o kadar çok konu vardı ki... Bunu anlatabilmek için taaa dünyanın var oluşuna / var oluşumuza kadar uzanmak gerekiyordu. Bu yazıyı tamamlamak için sürekli araştırıyor, evli yada boşanmış çiftlerle sohbetler ediyor öğrendiklerimi kaydediyordum.

Ta ki bir alışveriş listesi hazırlayıp eşime "bunları alır mısın?" diye verdiğim anda aldığım cevaba kadar.

"Aşkım eğer evliliğimizin monotonlaşmasını istemiyorsan lütfen bana alışveriş listesi hazırlama"

O an aklımda ard arda ışıklar yandı, işte bütün mesele buydu aslında. Alışveriş listesi hazırlamadan karşılıklı olarak ihtiyaçların karşılanmasıydı bütün sorun. Yani atomu parçalamaya gerek yok tu...

Çünkü erkek tabiatında sürekli ödüllendirilmek ister, eğer eline yapılması gereken herşeyi yazıp verirseniz bu erkek için sadece yapması gereken bir iş bir görev olur. Kafasında sürekli "erkek olduğum için çalışmalıyım eve bakmalıyım" mantığı oluşur ve zamanla da erkekler alışveriş yapmaktan nefret eder. Bunun yerine "eve para bıraktım, sen gider alırsın" demeye başlarlar.

Sizde artık parayı alıp tek başınıza markete, pazara gitmek, eve dönüp onları yerleştirmek ee almışken bir de yemek yapmak... derken hayatınızı kendi elinizle yemek, temizlik, bulaşık üçgeninde sıkıştırmakla monotonlaştırmış olursunuz. Sonra yorgun bir kadın kalır, bi bakarsınız ki kocanız artık dışarıda yemek yiyor, eve geç geliyor, sizi beğenmiyor... Daha detaylara girmeme sanırım gerek yok.

Peki bu en basit ve en zor konunun üstesinden nasıl gelinir?

Ne demiştik? Erkeklerin tabiatında ödüllendirilmek var. Erkek ödüllendirilmek için kadını mutlu etme ihtiyacı duyar. Çünkü ödül aldığında artık hormonları yenilenmiş ve daha fazla kendini bir erkek bir kahraman gibi hissetmeye başlamıştır.

Çevrenize bakın, ne kadar seksi, güzel, hamarat kadınlar var ama zamanı geliyor onlar bile aldatılıyor? Neden çünkü ilk zamanlar yaptığımız o ödüllendirmeyi sonraları bırakıyoruz, sıradanlaştırıyoruz. Ve ne yazık ki erkekler daha çok ödüllendirildikleri, yani kendilerini erkek hissettikleri yerde olmaktan hoşlanıyorlar.

Evet biz aşık kadınlar ne kendimizin nede erkeklerimizin zamanla monotonlaşmasını ve o heyecanlı aşkımızın geçip yerine klasik ev hanımı kostümlerinin giyinildiği ilişkiler - evlilikler istemiyoruz. Bunun için;

Öncelikle şunu unutmayın, ihtiyaçları topluca alsanız da tane tane alsanız da üç aşağı beş yukarı aynı parayı ödüyorsunuz. Evet ev düzeni için bir listeniz olsun ama bunu siz bilin. İnanın her akşam eve dönerken bir şey alıp gelmek insanı daha çok mutlu ediyor. Kaldı ki az sonra yazacağım tüyo ile de büyük alışverişler artık eşinizle beraber gidip güle oynaya zaman geçirdiğiniz faaliyetler olacak.

Diyelim ki eve yoğurt lazım, eşinize söylediniz, aldı, geldi. Geldiğinde onu öyle çok şımartın ki, sanki dünya batıyordu ve bu bir kase yoğurt sayesinde dünya yı kurtardı. O bir kahraman. Evet aynen öyle o bir kahraman, o yoğurt olmasaydı mantı çok kuru kalacaktı, ocakta yemeği bırakıp markete gidemezdiniz, gidip gelseniz çok yorulur, terlerdiniz, zaman kaybederdiniz ve kendinize eşiniz gelene kadar çeki düzen verip "güzelleşemezdiniz". İşte tüm bu sebeplerden ötürü o bir kahraman, ona sarılın öpün, mutlaka teşekküredin, o yoğurdu almasaydı ne kadar zorlanacaktınız sizi nasıl kurtardı bunu ona anlatın. Sakın haaa market poşetini alıp dönüp mutfağa gitmeyin!!

Bu ödüllendirme işinden yorgun argın dönen eşinize çok iyi gelecek. Bir anda tüm yorgunluğunu unutup, bir kahraman edasıyla etrafınızda dolaşmaya başlayacak. Zamanla işten eve dönerken bu kez kendisi sizi arayıp "eve ne lazım?" diye sormaya başlayacaktır.

Tabi her akşam evde bir şey eksik demekte zamanla sıkar:) bu nedenle dengeleri iyi ayarlamak lazım.

Erkek mantığı ödüllendirmeye odaklı olduğu için doğru orantıda çalışır. Yani, bir yoğurt = bir ödül, çok yoğurt = çok ödül. Oysa biz kadınlar için bu; bir çiçek = bir ödül, bir ev = bir ödül eşitliğinde gider. Yani eşiniz ertesi gün de yoğurt alsa gelse siz buna karşılık yine aynı ödüllendirmeyi yapmakta zorlanacaksınız. 

Bu mantığı da öğrendikten sonra sanırım erkekleri hergün bir yoğurt almak yerine sizinle alışverişe geldiklerinde daha da çok ödül alacaklarına ikna etmek veya hissettirmek zor olmasa gerek ;)


Karadeniz Batum 17.10.2013


İçinde Kaybolduğum O An

Zaman akıp giderken, gelişen teknoloji sayesinde içinde bulunduğumuz an ı dondurmak mümkün. Fakat ne o an a geri dönebilir, nede gelecek bir anı yakalayabiliriz. Bize verilen sadece "o an"... 

İşte bu yüzden fotoğraf çekmek,dilimize dolanmış basit bir deyim olsa da, aslında çok önemli, sihir gibi, büyü gibi, zamanda geçmişe yolculuk gibi... Nihayetinde zıtlıklarla dolu bir yaşam sürecimiz var. Bir nokta kadar yer kapladığımız dünya hem o kadar büyük, hem de  o kadar küçük ki... Bir yerlerde güneşler batarken, birileri yeni bir güne başlıyor, belki ömürler tükeniyor, belki de yeni hayatlar başlıyor ve her şey sadece o an içinde oluyor.

İşte mucizede burada başlıyor. Karşınızda berrak bir su, içinde barındırdığı çeşit çeşit yaşamlar, toprağı bereketlendirmeye gelmiş bulutlar, milyonlarca kilometre uzaklıktan size gülümseyen bir güneş, evrende kaybolmuş bir dünya ve işte ben oradayım... Böylesine büyük bir güzellik karşısında, öylesine aciz ve kaybolmuş bir halde..
25.10.2013




(Gezi parkı eylemleri ile ilgili yazı çalışmalarım devam ediyor. Hissettikçe yazıyorum, haliyle yazılarımı toparlamak ve derlemek gerekecek.)

BİRİNE SIRP DİYORSUNUZ BİRİNE KEMALİST DİĞERİNE KÜRT, BİLMEDİĞİNİZ BİR TÜRKLÜĞE SAHİP ÇIKIYOR AMA GERÇEK TÜRKLERE DİNSİZ DİYORSUNUZ? HRİSTİYAN BİR TÜRK KIZ BOYNUNA HAC TAKTI DİYE ONA OROSPU DİYORSUNUZ. İŞTE BU KADAR BEYİNSİZSİNİZ. KİMSEYİ KENDİNİZE BENZETEMEZSİNİZ. HER ÇİÇEĞİ KIRMIZI AÇTIRAMAYACAĞINIZ GİBİ!!! KUTSAL ADALETİ DE SİZ SAĞLAMIYORSUNUZ!!!!! O NEDENLE BOŞ BEYİNLER BU SESSİZ DURUŞU BİLE ANLAYAMAZSINIZ. HERKES HUZUR İÇİNDE YAŞAMAK İSTERKEN SİZ HERKESİN ÖZGÜRLÜĞÜNE MUDAHALE ETTİĞİNİZ İÇİN ASIL BOZGUNCULAR SİZ SİNİZ. KULA KUL OLMAYIN ALLLAH A KUL OLUN. SİZ BIRAKIN O KİMİ DOĞRU YOLA İLETECEĞİNİ BİLİR.

Gezi Parkı'na destek için duran durana

Erdem Gündüz: Benim duruşum medyaya karşı.. 4 insan öldü ve medya bunu görmedi. Benim istediğim bu sistemin değişmesi

Taksim'de Erdem Gündüz isimli bir kişi polisin Gezi Parkı'na müdahalesini tek kişilik eylemiyle protesto etti. Sessiz eylem kısa sürede sosyal medyada duyuldu ve destek buldu fakat polisin sessiz protestocuları gözaltına almasıyla son buldu. Ancak bir başka duran adam da gece yarısı Beşiktaş’taki Kartal heykelinin önünde beklemeye başladı. Eylemci saatlerdir hiç kimseyle konuşmadan bekliyor.

Erdem Gündüz, dün akşam saat 18.00'da Taksim Metro çıkışında hareket etmeden ve konuşmadan beklemeye başladı. Gündüz, akşam saat 20.00 sıralarında protestosu ile ilgili olarak, "Her şey ortada. İnsanları Taksim'e sokmuyorlar" şeklinde açıklama yaptı. Kısa sürede Twitter'da dünyada en çok konuşulanlar arasına giren protestoyu sosyal paylaşım sitelerinden gören vatandaşlar da gece destek için Erdem Gündüz'ün yanına gelerek hareketsizce durmaya başladı.

Duran adam'ın etrafında zincir oluşturan 2 bin kişiye polis sessiz olmaları koşuluyla müdahale etmeyeceğini belirtti, ancak duran adam ve etrafındaki birkaç kişi gözaltına alındı

'Duran adam'dan ilk açıklama
Kısa sürede serbest kalan Erdem Gündüz konuyla alakalı olarak "Benim duruşum medyaya karşı... 4 insan öldü ve medya bunu görmedi. Benim istediğim bu sistemin değişmesi. Bu hükümetin istifa etmesi yetmez. Bugün yapılan düzenlemeler göstermelik. Bu bir çığlık! Ama bu çığlığı duymadılar. Bu olay 10 yıllık bir serüvenin sonucu. Ölen 4 tane adamın hesabı sorulmalıdır! Çevik kuvvet müdahaleye hazırlanıyordu. İnsanlar zarar görmesin diye bitirdim. Ben bir kişiyim. Yarın bir başkası gelir durur. Bu devam eder. Duran adam bir kişi değildir. Ben içimdeki acıyı, insan ölümlerini duyurmak için durdum. Duran bir başkası da olabilirdi. Duran adam bir kişi değildir!" dedi.

Şimşek’ten tweet’le cevap
Duran Adamların gözaltına alındığı saatlerde Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de “Durmak yok, yola devam! Herkese iyi geceler” tweet'i attı.

Ankara’da da 'duran kadın'
Öte yandan Gezi Parki eylemleri sırasında yaşamını kaybeden Ethem Sarısülük'ün vurulduğu yerde de bir kadın kımıldamadan durarak sessiz eylem yaptı.

Ünlü oyuncu da 'duran adam' oldu
Geniş Aile ve Bir Zamanlar Osmanlı Kıyam dizilerinden tanıdığımız ünlü oyuncu Fırat Tanış, Taksim Meydanı'ndaki “Duran Adam”dan esinlenerek yolun ortasında durarak çektirdiği fotoğrafı Twitter'dan paylaştı.

Bir 'duran adam' da Beşiktaş’a
Taksim’deki “Duran Adam” protestosunun ardından bir kişi de saat 00.00’da Beşiktaş’taki Kartal Heykeli önünde hareketsiz şekilde beklemeye başladı. Duran eylemcinin 9 saattir kimseyle konuşmadan beklediği öğrenildi. Öte yandan “Duran Adam 2”nin yanına Taksim’deki gözaltıları protesto etmek için de sembolik olarak 10 çift ayakkabı bırakıldı. Eylemcinin heykel önündeki bekleyişi halen devam ediyor.
T24



Ne yazık ki artık kötü şeyler hissediyorum sanki sıramız gelmiş gibi…
Eğer ölemiyorsan, yaşamaya mecbursun. “Ben uzakta durayım” demek gibi bir şansın yok. Er ya da geç…  Çin de bir kelebek, kanat çırpsa, sen rüzgârını buradan hissedeceksin. Eğer inanıyorsan, biliyorsun; tüm acılar, tüm mutluluklar eşit bir şekilde toplumlara, insanlara dağıtılmış.
Baskıyla susturuluşun sonunda, sessizce yok oluşun ilk adımları atıldı. Belkide bahar olmasına rağmen hala mutsuz oluşumuzun sebebi budur.
Her asrın büyük savaşları ve büyük kayıpları varsa eğer ve hissediyorsan dünyanın yine bir savaş kusma zamanı gelmiş. Ülken artık hazır ve mecbursun içinde olmaya…
Ne uzak yerlere kaçmak, ne dört duvar arasına kapanmak ne de gözünü yummak, kulağını tıkamak… Hiç biri çözüm değil… Sen de payına düşeni alacaksın. Şiddete sustuğun kadar sende şiddet göreceksin ve çok uzakta yaşanan o savaşlar ana haber bültenlerinde izlediğin 30 saniyelik görüntülerle kısıtlı kalmayacak ve belki de hayallerimdeki o çaresiz kadın “Yok mu bir kurtaran?” diye yalvarırken semaya,  acın belki de benim acım olacak…
Ben savaşları hep kışa yakıştırırdım oysa tarihte, en büyük savaşlar hep baharda başlar. Sebebini anlamadığın bir şekilde insanlar birbirine kin duymaya başlar. Kavgalar, düşmanlıklar, haksızlıklar ve burnuna gelir kan ile karışık barut kokusu sonra ben hiç almadım ama hissediyorum yanık insan derisinin kokusu…
Ki, artık onurunu kaybetti savaşlar ve bir kadın için savaşıldığında kutsaldı aslında. Şimdi ise savaşın adı “KATLİAM” güçlü gücünün yettiğine zulüm eder, acırsan sende ölürsün ve artık haklı olmak, inançlı olmak bir savaşı kazandırmaz. Artık kapitalizmin sözü geçer ve paran kadar kazanırsın. Paran yoksa sadece bir piyon ve kıyıda kalmış bir figüransın…
Hissettiğin bu huzursuzluk kendi kendine sorular sorduracak; “Değer mi?” “Devam etmeye değer mi? Kazanmaya değer mi? Çocuk yapmaya değer mi? Ev almaya değer mi? Yaşamaya değer mi?” Bilmiyorum değiyor demek ki, bu yüzden sürekli izliyoruz, kucağında çocuğu ile ağlayan anne ya da açlıktan öleceğini bile bile doğurulan bir başka çocuk, ya da işkence görmüş bir başka adam, yada savaşan çocuklar. Sanki bir fırıncının her sabah dükkânını açıp ekmek yapması ne kadar normalse birilerinin de öyle olması gerekiyor gibi… Ve sonrada başka birileri izlemeli onları uzaktan içi acımalı ama bir şey de yapmamalı???
Gerçek yok oluşa kadar bu böyle devam etmeli… Ne yazık ki artık kötü şeyler hissediyorum sanki sıramız gelmiş gibi…
24.4.13




Bir Yorum
Şu an Suriye de Müslümanlar birbirini katlediyor. Bu Dünya nın umurunda mı sanıyorsunuz? Müslümanlar zahmetsizce birbirini yok ediyorken siz bu ülkeyi bölmek istiyorsunuz.
Devlet olmak adına tarihte hiç bir deneyiminiz olmamasına rağmen bir KÜRDİSTAN kurmak istiyorsunuz, bunu başardığınızda ABD ve İsrail e KUL olmuş olacaksınız. Çünkü sizi onlar destekliyor. Bedavaya mı? Onlar size özgürlük verir mi sanıyorsunuz? Yapmak istediğiniz bölünmenin amacı ABD nin " PARÇALA VE YOK ET" politikasının sonucudur. Hepimiz kandırılıyoruz.
ABD ile anlaşıp bu vatanı kendi çıkarları için satan hainler, bu ğlkenin sahte liderleri, TÜRK ULUSU bu senaryoları tarihin başından beri biliyor.
Bu işin sonunda elinizde kalan tek şey daha fazla kan dökmek ve kendi özgürlüğünüzü satmaktır, inançlarınız ile beraber kendi ananızı, bacınızı kendi ellerinizle ABD - İsrail askerinin altına vermekten başka bir şey değildir. Bunu yakın geçmiş de Afganistan ve Irak da gördük.
Siz son bir yıl içinde Afganistan dan bir haber aldınız mı? Orada bir yıl içinde ne kadar çocuk doğdu biliyor musunuz? Ne kadarı Afgan biliyor musunuz? Afgan halkının soyu kırıldı. Ya bizim sonumuz? Kürtlerin ve Türklerin sonu? Hem de birbirimize bu kadar kaynaşmış, kemikleşmişken...
Ne olduğunu bilmeden girdiğiniz bu mücadele TÜRK MİLLETİNE tarihte bir yeni sayfa daha açacak Allah ın izniyle. Çünkü biz SAVAŞ mıyoruz, değerlerimiz uğruna ÖLÜYORUZ. Siz savaşmayı biliyor musunuz? Haince tuzaklar mı kurarsınız yoksa? Yoksa savaşmayı bilmediğiniz için mi yıllardır ekmeğini yediğiniz yuvanızı satıyorsunuz? Yakında o yuvada olmayacak elinizde. Size sunulan sadece boş vaatler.
Yeni Türk nesli? ve Kürt nesli siz böyle man kafa oldukça bu hayat size acı acı daha çok şey öğretecek.
Bu gidişe son vermek bizlerin elinde. Nede olsa hepimiz hala özgürüz.




Bir Yorum - Kürtler
... Haklısınız, fakat bu danışıklı dövüş, herkes farkında. Bu ayrımcılığında mazisi 30 yıl değil tarih boyunca süregelen bir itilmişlik var o bölgede. Afrikalı kabileleri bile kabul etmişiz ama belki renkleri değil ama şiveleri farklı, töreleri farklı bir şekilde kabul görmemişler tarihimizde. Neden? İşte bu nedeni başka ülkeler çok çabuk fark etmiş ve bize kanayan bir yara açmışlar. İçine de çıbanlı bir kurt salmışlar. Keşke o zamanın liderleri ta o vakit "Durun" diyebilseydi onlara "Biz bu vatan için hep beraber mücadele ettik, kız aldık, kız verdik" diyebilseydi. Onlar yolsuzluklarla!? Mücadele ederken, ne yazık ki korkuyla silahlı savunmaya geçilmiş, olan oradaki köylüye olmuş. İki uçurum arasında kalmışlar ve çoğu köye hala kendi köylüleri akşam 18:00'den sonra giremiyor / çıkamıyor oysa kendi evi kendi toprağı. Girişte PKK, çıkışta asker var Cehalet, işsizlik derken yaradan kan akmaya devam etmiş. Bizim şehidimiz çok - orada dağa kaçırılan evlat çok - ölen çok çatışmalardan onlarda o toprakların çocukları oysa sonra oradan kaçıp burada işkence gören de çok bu yaralar elbette unutulmayacak her iki tarafta da ağır izler var. Can kaybını geçelim, peygamberler diyarı, en eski medeniyetlerin toprağı bizim milli servetimiz olan bu bölgede ne bir tarihi eser kaldı, nede bir iz hepsi ama hepsi yurt dışında, çayına bile petrolün kokusu sinen bu topraklarda hiç bir yatırım yapılamadı. Zaten; iklimi sert, yaşaması zordur.Gidilip gelinemedi. Ama elalemin Amerikalısı nasıl oluyorsa avucunun içi gibi biliyor o bölgeyi yer altından akan nehri, su yatakların,ı petrolü, harabeleri, ulu caminin kapı tokmağı Cizre ejderlerini, hepsini biliyorlar ve hiç biri yok. Oysa ne tarihini öğrettiler bize ne coğrafyasını oranın ve nefretle büyüdük o insanlardan. Çünkü aldığımız eğitimle özgür irademizi yok ettiler. Düşünürleri, aydınları yok ettiler. Araştırmacıları yok ettiler. Siz Jeoloji okuyup da kendi işini yapan birini gördünüz mü? O yıllarda özellikle. İşte biz bu kadar aptal bir milletiz. Bende bu adamdan nefret ediyorum ve evet haklısını dediklerinizde yazdıklarınızda ama bir 30 yıl daha kaybetmeye değer mi? O adam o kadar ah aldıysa zaten HEM DOĞUDAKİ ANNELERDEN HEM BATIDAKİ ANNELERDEN vardır onunda bir hesabı. Bazen içiniz el vermese de kabul etme ve beklemek en iyisi. Çünkü bu danışıklı dövüş istenen gibi oynanırsa ki istenen APO'nun çıkması ki haritada yok ama KÜRDİSTAN adı altında pasaportu olan insanlar ve bağlı oldukları bir ülke ne yazık ki var. Yani varlar hocam artık neyse takdir razı olmak gerekir...




Bir erkeğe, bir aileye, bir mezhebe, bir cemiyete ait olmamak...

Sadece kendine ait olmak, kalan sayılı zamanı değerlendirmek için yine de gidecek bir yol aramak. Yolumu bulmak için bir istikamet lazım fakat karar veremiyorum.

O kadar kolay değil ama zengin bir koca bulsam, sunni olsa. Altımda land rover, gözümde rayban gözlük. Tekbir, Armine, Kayra, Aker, Vakko dan giyinsem, namazda kılsam, oruçda tutsam, çocukda yapsam. Ak parti kadınlar koluna üye olsam. Sürekli evime gelip kur-an okusalar. Hobi kurslarına falan gitsem. Yani hem zengin olsam hemde ibadetimi yapsam. Bu hayatta da cennet, öbür tarafta da cennet ohhh ne güzel. Çoook kıskanıyorum onları, sanki gerçekten cennete onlar gidecek ben yine sivri topuklu ayakkabılarım ayağımda, öylece onlara bakacağım gibi geliyor. Ame ne yapim insan açken, çalışma derdine düşmüşken ibadet bile edemiyor. Kendime acıyorum.

Yada göğsüme CHP nin rozetini taksam. Sosyalist kominist falan olsam. Sürekli arkadaş ortamları, cafelerde toplansam, sigara içsem, akşamları bira işsem. Ayyy biz çok moderniz diyebileceğim bir kocam olsa. Oda içse. Alevi olsa. Yada onlar gibi dul ama kemalist, özgür bir kadın olsam. Yüzüm kararsa, suratım asılsa, sürekli kadın haklarını savunsam. Hayvan haklarını savunsam. Yürüyüşe katılsam, biber gazı yesem. Olsun ben yaşıyorum ve mensup olduğum, savunduğum görüşlerim, inançlarım için mücadele ediyorum!? desem. Yaşlandığımda da hala makyaj yapıp, saçlarımı patlıcan moruna boyatıp kısaca kestirsem. Hobi kurslarına falan gitsem. Çok kitap okumuş olsam, gençleri hep eleştirsem. İki çocuğum olsa biri öğretmen olsa birini de zor bela yurt dışında okutuyorum olsa... Vuuuuuuuu çok zor çok meşagatli bir yol.

Yada, bir ailem olsaydı ama normal!? Aptal, saf bir kız olsam. Pembe rengi çok sevsem. Tek derdim markalar ve dedikodu programları olsa. Evlilik programlarını izlesem. Sabah başlasam temizlik yapmaya taaa akşama kadar sürse ve akşamda oturup bir dizi izlesem. Çay içip, çekirdek çitlesem. Cumhurbaşkanının adını bile bilmesem. Matematikten hiç anlamasam. Salı pazarlarına ve ev oturmalarına gitsem. Akşam saat sekizde evde olmazsam azar işitsem. Ara sıra biriyle çıkar gibi olsam. Arabeks müzik dinlesem. Sonra görücü gelse evlensem, belime kırmızı kurdele bağlasalar. Hemen çocuk yapsam, kilo alsam. Sabah kalkıp temizlik, çocukları okula gönder, herifi işe yolla aç tv yi arada diğer koca karılarla parka gidip belediyenin koyduğu fitness aletlerini kullansam. Günlere katılsam. Hobi kurslarına falan gitsem. Hep akşama yemek yapmam gerekse. Offff yaaa hayatımı başkalarını yaşatmak için yaşamak moduna çevirmek de iyi bir yol değil.

Ne yapcam? Böylede olmuyor.

Kafana göre yaşa yaşa nereye kadar. Sev, aşık ol, terk et, terk edil. Kendini geliştir, oku, araştır, resim yap, spor yap, çalşkan ol. Hep etrafında sana hayran birileri olsun, kimisi asılsın, kimisi kıskansın. İşe gir, çık. Şehir değiştir. Hep oradan oraya göç et. Kimseye hesap verme. Ailen yok. Arkadaşlarının hepsini derecelendir. Ölç biç. Kendini kullandırma. Kira öde, fatura öde. Bozulan şeyleri yapmayı öğren. Ekstra işlere git. Her zaman bakımlı ol, güzel giyin. Makyajsız dolaşma. Günah işle, tövbe et. Tövbe et, sonra günah işle. Ticareti bil, muhasebe bil, kurslara katıl. Yazı yaz, resim yap. Kendi içine doğru yolculuklara çık. Her zaman güçlü görün. Hata yapmaya, eleştirilmeye, dedikodu konusu olmaya ve başına gelebilecek herşeye hazırlıklı ol. Çok para kazanmak iste. Gelecek korkusu yaşa sürekli. Bazen hormonların tavan yapsın çocuk yapmak iste, sonra haberleri izle ve ben bu dünya ya çocuk getirmek istemiyorum de. Sonra yalnızlığınla mutlu olmayı öğren... Sonrada öl!?

Bu mudur yani?






BAZI İNSANLAR HAYATI O KADAR HIZLI YAŞAR Kİ HAYAT ARTIK TAT VERMEZ OLUR.
ÖLMEYİ BECEREMEDİĞİN İÇİN KAÇMAYI TERCİH EDERSİN.
HEP UZAK ŞEHİRLERDE YENİ BAŞLANGIÇLAR HAYAL EDERSİN AMA GİTTİĞİN HER YER BİR ÖNCEKİNİN AYNISIDIR.
ÇOK ÇABUK SIKILIRSIN.









Bana hayatın NITELIĞINDEN (renginden, kokusundan, zevkinden, kederinden, hüznünden yada mutluluğundan) bahsetmeyin. Ben bunun zaten farkındayım. Bana hayatın NICELIKLERINDEN ( ne kadar mutlu, ne kadar zengin, ne kadar huzurlu, ne kadar bilgili, ne kadar zevkli) olduğundan bahsedin.